Mutluluk ve başarı için hayata gülümsemeye çalışan bu eserde yazar verdiği örnekle ve küçük hikayelerle mutluluğun ve başarının aslında bizim içimizde olduğunu anlatıyor.Hani ressama sormuşlar;”Mutluluğun resmini çizebilir misin?”diye Ressam şöyle cevap vermiş:”Ben çizerim de sen anlayabilir misin?” Gelin hep beraber mutluluğun resmini anlamaya çalışalım.

Eğitimci-Yazar Sıtkı Aslanhan‘ın yazmış olduğu bu kişisel gelişim kitabı böyle bir girizgah ile karşılıyor.Kendisinin diğer eserlerinden birini okumuştum.Onu çok beğenmemin ardından başka bir kitabını okumak istedim ve ‘başarı ve mutluluk için hayata gülümse’ kitabını okumaya karar verdim.Kitap genel hatlar itibariyle hayat gayesini,kendimizi tanımayı,insan ilişkilerini,düşünceyi,günümüz hastalıklarını,unutulan değerleri,zaman kullanımını ele alıyor.Kitabı 3 ana kısma bölersek.İlk bölümde,elimizde olan değerleri kullanabilmek ve elimizdeki değerlerin farkına varabilmek için atmamız gereken adımlar anlatılmış.İkinci bölümde ise ağırlıklı olarak eleştiri yaklaşımı hakim.Biraz daha açmak istersek insanın nelerde hata yaptığını ve nasıl bir yanlış yol izlediğinigöstermiş.Üçüncü bölüm ise ders verme kavramları üzerinde çok duruluyor.Yani hayata nasıl bakmamız ve yaşantımıza neler katmamız gerektiğini anlatmak istemiş.

Yazar insanları üç çeşite ayırıyor: 1.Gayesiz yaşayanlar, 2.Bir gaye için yaşamasını gerektiğini bilip konuşanlar ama bunu sadece dile getirenler, 3.Gerçekten bir gaye için yaşayan insanlar.

Ben bunlara ek olarak bir şeyler eklemek istiyorum.Ve bu çeşitliliğin ‘bilinç’ ile harmanlanması gerektiğni düşünüyorum.

1.Gayesiz yaşadığının bilincinde olmayanlar. 2.Gayesiz yaşadığının bilincinde olup hiçbir şey yapmayanlar. 3.Bir gaye için yaşaması gerektiğini bilip,bu bilinç veya şuurda yaşamayanlar. 4.Bir gayesinin olduğunun bilincinde olup,bunu hayatında tatbik eden insanlar. Benim listem bu şekilde olurdu.

Kendini tanı

Katı kuralları dışına çıkamayan bir hoca Mevlanaya şöyle seslenir:”Ey hoca! Eli ayağın yoksa kendi içinde seyahate çık.Çünkü böyle bir seyahatte toprak beden,altın madeni oluyor.”Yine Mevlana,bazıları için,”Her cevherin özelliğini bilir de kendi cevherine gelince bir eşeğe döner” der.”Behey alim! Sen,’Ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim.’ dersin ama kendin caiz misin,işe yarar mısın yoksa bir karı koca mısın?Bundan haberin yok.Bu yerinde,doğru; şu yerinde değil eğri.Bunu biliyorsun ama sen doğru musun eğri misin? Bir de kendine bak.Her kumaşın değerini nedir,biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun.Bu ahmaklıktır.Öküzün rengi dışında insanın rengini sarı-kırmızı her neyse içinde ara.Alemde cismimiz bizim yüzümüzü örtmektedir.Biz,zamanla örtülü deniz gibiyiz.İnsan pek latif bir içe sahiptir.İnsansan bi an olsun onu ara.Duvar üstüne yapılan insan resmi de insana benzer.Bak,suret bakımından neyi eksik?O parlak resmin yalnız canı noksan.Yürü,o nadir bulunan cevheri ara.”

Çoğumuz kim olduğumuzu hep başkalarının bize söyleyecekleri ile bulmaya çalışırız.Başkalarından bekleriz.Bizi tanımlamalarını bekler ve kendi kişiliğimizi onlara göre şekillendiririz.Ama içimize dönüp baktığımızda,iç âlemimize doğru yolculuk yapmaya başladığımızda daha derine doğru indiğimizde gerçek kişiliğimizi,nasıl bir insan olduğumuzu,hangi potansiyele,hangi yeteneklere sahip olduğumuzu,içimizde hangi cevherlerin,hangi güzelliklerin bulunduğunu o zaman göreceğiz.

Son olarak kendisinin şu videosunu izlemenizi tavsiye ederim.Ben kendisini bu video aracılığıyla tanımıştım.İzleyin bir şey kaybetmeyip kazanacağınızdan eminim.Sıtkı ASLANHAN‘ın kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.